BlogBağışıklık Sisteminin Yaşlanması ile Nasıl Baş Edilir?

Yaş ile birlikte, bağışıklık sistemi de enfeksiyon ve hastalıklar ile mücadelede daha az etkili hale gelir. Aşılara yanıt verme oranı da azalır. Yaşlanan bağışıklık sistemi, aynı zamanda kronik iltihaplanma ile de ilişkilidir. Bu da, yaşlılıkla bağlantılı neredeyse tüm durumların riskini arttırmaktadır. İyi haber şu ki; egzersiz yapmak ve dengeli beslenmek insanların ileri yaşlara kadar sağlıklı bağışıklık sistemine sahip olmasına yardımcı olabilir.

Atalarımızın yaşam beklentisi, 5 milyon yıllık süreçte neredeyse ikiye katladı. Bilim adamları, insan ömrünün 18.yüzyıla kadar nispeten istikrarlı kaldığına inanıyor. Bununla birlikte, son 250 yıllık süreçte, sağlık hizmetlerindeki gelişmeler nedeniyle, yaşam beklentisi iki katından fazla artmayı başardı. Yani, ortalama yaşam beklentisinin uzun olduğu bir zaman diliminde yaşıyoruz.

Bağışıklık sistemi, ileri yaşlarda zayıflamasının yanında, aynı zamanda dengesi de bozulabilir. Enfeksiyonlara karşı ilk savunma hattımız olan doğuştan gelen bağışıklık, ilk tehdit geçtikten sonra kronik iltihaplanmaya neden olur. Belirli patojenleri hatırlayarak onlara saldırmaktan sorumlu olan edinilmiş bağışıklık sisteminin ise; virüs, bakteri ve mantarlara karşı savunma yeteneğini sürekli olarak azalır.

Kronik iltihaplanma; şeker hastalığı, kalp hastalığı, kanser ve Alzheimer dahil olmak üzere, ileri yaşla bağlantılı hemen her durumla ilişkilendirilmektedir. Ayrıca, yaşlı yetişkinlerde görülen romatoid artrit gibi bazı otoimmün hastalıklarda da öncü bir rol oynamaktadır.

İleri yaşla birlikte azalan bağışıklık tepkisi, insanları enfeksiyonlara karşı daha savunmasız hale getirmesinin dışında, daha önce bastırılmış olan uykuda olan patojenleri de yeniden aktive edebilir. Ek olarak, yaşlı yetişkinlerin daha zayıf bağışıklık ile, grip aşısı gibi aşılara verilen tepki de daha azdır.

Doğuştan Gelen Bağışıklık ve Yaşlanma

İleri yaşla ilişkili neredeyse tüm koşullarda ortaya çıkan kronik iltihabı, “enflamasyon” olarak adlandırılmaktadır. Bir çalışmada;

Enflamasyon, iyileşme için normal onarım tepkisinin bir parçasıdır. Bizi, virüs ve bakteriyel enfeksiyonlara ve zararlı çevresel ajanlara karşı koruma için gerekli olsa da, her iltihap iyi değildir. İltihaplanma uzadığında ve kronik hale geldiğinde, vücut için zararlı ve hatta yıkıcı hale gelebilir” olarak tanımlanmaktadır.

İlk enfeksiyondan sonra, gençlerin bağışıklık sistemi, iltihaplanma karşıtı bir yanıt verir. Bu, yaşlılarda aynı şekilde etkili değildir. Bunun nedeni, yaşlanmış bağışıklık hücrelerinin birikmesidir. Yaşlanmış bağışıklık hücreleri, iltihabı destekleyen bağışıklık sinyal moleküllerinin sayısını arttırır.

Bu nedenle uzmanlar, yaşlı yetişkinleri; yüksek oranda Tip-2 diyabet, kalp hastalığı, zihinsel hastalık ve kanser ile güçlü bir şekilde ilişkilendirmiştir. Hücrelerdeki bu değişiklikler, damarları tıkayan yağ ve birikintileri içeren plak geliştirme riski ile de ilişkili görünmektedir.

Edinilmiş Bağışıklık Sistemi ve Yaşlanma

Edinilmiş bağışıklık sayesinde, zaman içinde, bağışıklık sistemi belirli patojenleri tanımayı ve etkisiz hale getirmeyi öğrenir.

T hücresi olarak bilinen bir tür bağışıklık hücresi, edinilmiş bağışıklıkta çok önemli bir rol üstlenmektedir. Bir enfeksiyon sırasında T hücreleri, spesifik patojeni tanımayı öğrenir. Ardından, aynı patojene karşı gelecekteki bağışıklık tepkilerini oluşturmak için uzmanlaşmış hücrelere farklılaşırlar.

Bu hücrelerin toplam sayısı, yaşam boyu sabit kalır. Ancak; ancak daha fazla hücre belirli enfeksiyonlarla mücadele etmeye karar verdikçe, saf ve farklılaşmamış hücreler havuzu, yıllar içinde istikrarlı bir küçülme gösterir.

Bunun sonucunda, yaşlıların vücutları, yeni enfeksiyonlara karşı etkili bir bağışıklık tepkisi oluşturamaz hale gelir. Aynı nedenle, aşılar da yaşlanan bağışıklık sisteminden daha zayıf bir tepki alır. Bu nedenle, aşılar, yaşlılarda daha az koruma sağlar.

Birçok yaşlı yetişkin, CMV olarak bilinen enfeksiyon etkeni olan Sitomegalovirus’ü barındırır. Bu viral enfeksiyon, oldukça yaygın ve kalıcıdır. Ve genellikle, çok az semptom üretir. Bununla birlikte, yaşlılarda bu enfeksiyon, bağışıklık kaynaklarını sürekli olarak tüketebilir. Bu da, onları diğer enfeksiyonlara karşı daha savunmasız hale getirebilir. Grip aşılarının etkisini de azaltabilir.

İlerleyen yaşla birlikte bağışıklık tepkisindeki bu azalmaya ek olarak, yaşlanan T hücreleri, daha fazla proinflamatuar sitokin üretir. Bunlar da, kronik ve sistematik iltihaplanmayı tetiklemektedir.

Bağışıklık Yaşlanmasını Yavaşlatmak

Yaşlanmayı hiçbir şey engelleyemese de, bir kişinin ilerleyen yaşlarda da sağlıklı bir bağışıklık sistemini desteklemek için yapabileceği bazı yaşam tarzı değişiklikleri vardır.

  • Düzenli egzersiz yapmak

Yapılan araştırmalar, bir egzersiz rutinine sahip olmanın, bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkilere sahip olduğunu göstermektedir.

Kaçınılmaz olarak, yaşla birlikte fiziksel olarak da daha az aktif hale geliriz. Ancak, mümkün olduğunca fazla egzersiz yapmak, bağışıklık yaşlanmasının bazı etkilerini yavaşlatabilir, hatta tersine çevirebileceğini gösteren bazı bilimsel çalışmalar da vardır.

İskelet kası, bağışıklık fonksiyonunu koruyan ve iltihaplanmayı azaltan bir dizi protein üretir. Bu nedenle, egzersiz yaparak kas kütlesini korumak; kronik iltihaplanma ile yakından bağlantılı olan kalp hastalıkları ve şeker hastalığı gibi durumlara karşı koruma sağlaması oldukça mantıklıdır.

18 ile 60 yaş aralığındaki 102 sağlıklı yetişkin arasında yapılan bir çalışmada; aerobik uygunluğun, yaşa göre ayarlandıktan sonra, kandaki yaşlanan T hücresi sayısı ile ters orantılı olduğu bulunmuştur. Yani, artan fiziksel aktivite, daha az bağışıklık yaşlanması ile ilişkilendirilmektedir. Sağlıklı ve fit erkeklerde, sadece daha az yaşlanan T hücreleri değil, aynı zamanda daha fazla kaliteli T hücresi olduğu da görülmüştür.

65-85 yaş aralığındaki 61 sağlıklı erkek üzerinde yapılan bir diğer çalışmada, grip aşısına karşı bağışıklık tepkileri karşılaştırılmıştır. Katılımcıların; üçte biri %35’i yoğun bir şekilde aktif, üçte biri orta derecede aktif ve üçte biri de genellikle aktif değildi. Araştırmacılar, yaş gruplarına göre ayarlama yaptıktan sonra, orta dereceli ve yoğun olarak aktif olan erkeklerin, en az aktif olarak erkeklere göre aşılamaya yanıt olarak daha fazla antikor ürettiklerini bulmuştur. Dikkat çekici bir şekilde, daha aktif erkeklerin, aşılamadan önce bile bazı grip türlerine karşı daha yüksek antikora sahip olduğu görülmüştür.

Bir dizi başka çalışma, yalnızca uzun süreli fiziksel aktiviteden değil, aynı zamanda aşılamadan önce egzersizlerden de benzer yararlar elde edildiğini göstermektedir.

Bu çalışmalar birlikte ele alındığında, bağışıklık yaşlanmasının belirli özelliklerinin ortaya çıkmasının, yaşla birlikte yetersiz egzersiz seviyelerinden büyük ölçüde etkilendiği düşünülmektedir.

Akdeniz Tarzı Beslenme ve Bağışıklık

Şimdiye kadar, beslenme değişiklikleri yapmanın yaşlı yetişkinlerde bağışıklık sisteminin yaşlanma oranını yavaşlatabileceğini gösteren doğrudan bir bilimsel kanıt sunulmamıştır. Ancak, birçok dolaylı kanıttan söz edilebilir.

Araştırmalar, özellikle beslenmenin, yaşlı yetişkinlerde yaşa bağlı kas fonksiyonu, gücü ve kitlesinde yaşanan azalma riskini belirlemede önemli olduğunu öne sürmektedir.

D vitamini ve çoklu doymamış yağ asitleri gibi kas fonksiyonu ve gücünde azalma riskini azaltan besin takviyeleri kullanmak, iltihaplanma karşıtı özellikleri ile yardımcı olabilir.

Gideren artan kanıtlar, Akdeniz tarzı beslenme uygulayan kişilerde, ileri yaşlarda kas gücünü kaybetme, yavaş yürüme ve kolayca yorulma riskinin daha düşük olduğunu göstermektedir. Akdeniz tarzı beslenmede şunlar önemlidir:

  • Bol miktarda taze meyve, yeşil yapraklı sebzeler
  • Sızma zeytinyağı
  • Orta miktarda beyaz et ve balık
  • Orta miktarda süt ürünleri
  • Az miktarda kırmızı et
  • Çok az miktarda ilave şeker

Akdeniz diyeti, aynı zamanda düşük düşük kalp hastalığı, şeker hastalığı, kanser ve obezite riski ile ilişkilendirilmektedir.

Çalışmalar; Akdeniz diyetini benimseyen kişilerin, dört yıllık bir süre içinde zayıf olma olasılığının daha yüksek olduğunu göstermektedir. Bu, diyetin iltihaplanma karşıtı özelliklerinin bir sonucu olabilir.